Gülümse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gülümse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2020 Salı

AĞIR ENDAM FISTIKİ MAKAM....

Argo sözleri ağızların da sakız eden, söylerken bile karşısındakini serseme çeviren ama göze hoş görünüp dinlerken bile keyif verip güldüren siz sevgili kadınlar....
Filiz Bingölçe’nin (Uzun zaman kanser tedavisi gören Bingölçe iyileşemeyerek 1 Şubat 2016’da Ankara’da 50 yaşında maalesef hayata gözlerini yumdu. Cenazesi Ankara Karşıyaka Mezarlığı’na defnedildi) "Kadın Argosu Sözlüğü" adlı kitabı okudunuz mu bilmem ama ben okudum ve çok keyif aldım.
Belki kadınlar arasında ki sohbetlerde bu sözleri kullanıyorsunuzdur fakat hiç dışarı sızmamış güneş görmemiş argo sözleri merak etmemek elde değil.
Biz erkekler bir aaraya gelip muhabbettin içine ederiz ya da orada burada argo sözler ve deyimler kullanırız herkesin bilir ve de duymuştur ama bu kitapta okuduğum kadın argo sözleri ve  konuşmalarını ilk defa duydum yani okudum...
Bu komik kadın sözleri içine öyle bir işliyor ki, bir kez alışınca, sanki aynı duyguyu bir daha asla başka sözlerle anlatamazsınız gibi geliyor.
Kitaptan bazı alıntılar yaparak sizlerle paylaşmak istedim, yarın öbürgün bir yerler de duyar ne olduğunu merak edersiniz ve ne demek olduğunu öğrenmek için kıvranmamanız için sizlerde okuyun öğrenin derim...
Hadi bakalım ben yazdım aşağıya, sizde başlayın okumaya...
AGOP’UN ÖKÜZÜ: Şaşkın, pasif ve aptal aptal düşünen erkek.
- Anlat anacım, istediğin kadar anlat. Herif Agop’un öküzü olduktan sonra, tın gider, tın çıkar.
AĞIR ENDAM FISTIKİ MAKAM: Tembel ve hımbıl. Oturduğu yerden kalkamayan kişi.
- Ona bir iş buyur, arkasından kendin git… Kendi gelinim diye demiyorum, ağır endam fıstıki makam…
ACUR GÜZELİ: Çirkin erkek.
- Ah şu kadına bi’ bak Allahını seversen, bi’ de dön, koluna taktığı acur güzeline bak… Göz var, izan var…
ARŞİVE MANŞET OLMAK:
Eski güzelliği ya da çekiciliği kalmamak. (veya) Ses getireceğini düşünerek yapılan bir şeyin beklenenin aksine kimsenin ilgisini çekmemesi.
- Ohoo Nebahat Abla, senin o eski aşk hikayelerin çoktan arşive manşet oldu da haberin yok ayol!
Bİ BOKTAN ANLAMAZ HELAYA GARDİYAN YAZILIR: Bilmediği konularda yetkili olmak isteyen kimselerle alay etmek için kullanılır.
- Yemek mi dedin, bütün dünya mutfakları bunda. Temizlik mi dedin, zaten her gün evi baştan ayağa yıkar. Fizik bunda, matematik bunda, edebiyat bunda, coğrafya bunda. Sorsan öyle. Mutfağa soksan ama, yumurta kıramaz, evinde bir karış toz, daha haritanın düzünü tersini bilmez… Senin anlayacağın, bi’ boktan anlamaz, ama helaya gardiyan yazılır, koşa koşa.
BİR DONU VAR KIRMIZI KÂH ANASI GİYER KÂH KIZI: Aynı çevre ve aileden olan kadınların aynı fikri savunduğunu anlatmak için söylenir.
- Ben bir şey dedim ya, hemen hem kaynanam hem eltim bir ağızdan karşı çıkıyor. Aman bunların da birbirini böyle tutması deli ediyor beni. Bi’ donları var kırmızı, kâh anası giyer, kâh kızı.
CUMA ŞOFÖRÜ: Acemi, sadece hafta sonları araba süren ehliyeti yeni almış kimseler için kullanılır.
- Tabi çocuğum, girdik boş yola, ver arabayı bana. Tam Cuma şoförü oldun başımıza. Şehir içinde ölüyorum desem hastaneye götürmezsin ama, değil mi?
DAHA NELER, TAVUK MELER KURBAĞA OTURMUŞ ÇOCUK BELER: Saçma sapan, inandırıcı olmayan durumları anlatmak için söylenir.
- Yok İngiltere’ye taşınacaklarmış da, yok karısından bugün yarın ayrılırmış zaten adam da, yok alacakları evi bunun üstüne yaptıracakmış da. Daha neler, tavuk meler, kurbağa oturmuş çocuk beler, vallahi tam diyecektim böyle, neyse dedim, sustum. Eğlensin garibim. Kendini çok kaptırmasa bari.
AĞZINDAN SAKIZI DÜŞMEK: Çok şaşırmak.
- Baktım hala utanması yok, geçmiş karşıma bıt bıt konuşuyor. Ben hiç kimsede böyle arsızlık, böyle yüzsüzlük görmedim ayol. Bir de telefonunu çıkarıp kocamla resimlerini göstermez mi? ağzımdan sakızım düşüyordu, yeminle.
ALTINA DÖŞEK ÜSTÜNE YORGAN OLMAK: Bir kadının erkeğinin bütün ihtiyaçlarını karşılayıp, onun her isteğini yapması.
- Kız ömrümü verdim, ömrümü. Altına döşek üstüne yorgan oldum herifin, ama bak ne için? Günün birinde bıraktı gitti işte, boyu devrilesice.
ANAVATAN KAN AĞLIYOR: Regl olmak, kadınların aylık kanaması.
- Betim benzim soldu ay, karnım ayrı başım ayrı ağrıyor, anavatan kan ağlıyor…
BODUR TAVUK HER DEM PİLİÇ: Kısa boylu (minyon) kadınların yaşını göstermediğini anlatmak için söylenir.
- Ah anneem, sen bakma böyle gencecik durduğuma. Tam kırk beş yaşıma girdim ben. Yaa, ne sandın, bodur tavuk her dem piliç.
ÇÖPÇÜNÜN ÇÖPLERİ TOPLADIĞI GÜN: Özel günleri önemseyen kimselerle alay etmek ve çok da önemli olmadığını belirtmek için kullanılır.
- Öf iki gündür, iki saatte bir çıt çıt mesaj yazıp duruyor. Ne dur biliyor, ne sus anlıyor. Ne var dedim, patladım en son. Diyor ki bugünün önemini hatırlamıyor musun. He dedim, hatırlıyorum, çöpçünün çöpleri topladığı gün. Tövbe tövbe ya…
İÇİNDE KALIP DERT OLACAĞINA DIŞARI ÇIKIP MERT OLSUN: Gaz çıkarmanın faydaları konusunda şaka yollu söylenir.
- Baktı bu bi’ göz ucuyla, etrafı kolladı. Sessiz sessiz işimi hallederim sandı, ama bir gürültü koptu ki günde, sorma, herkes de döndü baktı. Ben bu utanır diye bekliyorum, nasıl toparlarız diye düşünüyorum. Ama anneannem bu, neyden utanacak, kocaman güldü üstüne, dedi ki, “içimde kalıp dert olacağına dışarı çıkıp mert olsun!” Bizim ufaklık da baktı büyük ninesine, “pırt oldu!” dedi mi üstüne! Hadi, aldı hepimizi bir gülmek dur durabilirsen!
KİRPİ YAVRUSUNU PAMUĞUM DİYE SEVER: Herkesin çocuğunun kendisi için mükemmel olduğunu anlatmak için alay yollu olarak kullanılır.
- Tutmuş 3 aylık buruş buruş çocuğuna sekiz on tane albüm hazırlatmış. Bak bu oğlum uyurken, bu parmağını emerken, bu ayağını tutarken diye diye iki saat oyaladı beni. Daraldım yeter diye bağırasım geldi, fenalık bastı. Boşuna dememişler kirpi yavrusunu pamuğum diye severmiş diye. Aynı kendi gibi dümdüz bir çocuk işte.
AĞZINA SUSTURUCU TAKMAK: Erkeğin prezervatif takarak seks yapması.
- Aman diyeyim güzel kızım, sakın ağzına susturucu takmadan olur deme, ne belli hastası var, durmazı var. Sen kendini kolla, bırak deyyus uğraşsın.
AÇIL YUMUL BÖREĞİ YAPMAK: Cinsel ilişki. Cinsel ilişki kurmak.
- Eh hadi bakalım, düğün dernek dağıldı. Artık yeni evliler hiç vakit kaybetmesin, açıl yumul böreği yapmaya otele doğru yollansınlar.
ALAYININ ADI BİR KARANLIKTA TADI BİR: Cinselliğe sıra geldiğinde bütün erkeklerin aynı olduğunu anlatmak için kullanılır.
- Amaan, unutamadın gittin hayatım sen de o mendebur herifi. Nesi var sanki, alayının adı bir, karanlıkta tadı bir.
BU İŞLER İNCE İŞLER ADAMI KÖTÜ ŞİŞLER: Cinsellikle ilgili konuların çok hassas olduğunu anlatmak için söylenir.
- Kızım sorup durmasana görümcene çocuk var mı, çocuk yapmayacak mısınız diye. Belki bir sıkıntıları, bir dertleri var, deşmesene kadını. Bak, bu işler ince işler, adamı kötü şişler, benden söylemesi. Sonra sana ters çıkarsa gelip bana ağlama.

23 Temmuz 2018 Pazartesi

ZAMAN SU MİSALİ....

Zaman öyle çabuk geçiyor ki bir su misali hızına yetişemiyoruz.
Pazartesi ile başlayan hafta bir bakmışsın hafta sonuna gelmiş.
Zaman, günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları adeta kovalarcasına hızla ilerliyor.
Farkındayız ama farkında olmamış gibi davranıyoruz.
Traş olurken, ne ara geldim ben bu yaşa diye hayıflanıp dururken aynada kendimi izliyorum, yüzümdeki kırışıklıkları, saçımda ki aklara takılıyorum da, geçmiş bir film şeriti gibi geçiyor bir an gözlerimden de "amaan sende" diyerek gülüp geçiyorum. Her yaşın ayrı bir güzelliği var diyerek yüksek sesle düşünüp gülüyorum.
Oh, la la yaşamak güzel herşeye rağmen..
Her yaşın ayrı bir güzelliği vardır derler ya kesinlikle katılıyorum. Nasıl bu yaşa ulaştığımı anlamasam da 60 yaş üzerinde (65) olmam harika bir şey. Kendi adıma itiraf etmeliyim ki kendimi bulduğum, hayatın tadına vardığım, kendimin öncelikle değerli olduğumu farkettiğim yılların başlangıcı olan bu yaş.
Ne güzel yaşlanmışım ben, acısıyla, tatlısıyla, elemiyle, kederiyle, hüznüyle, neşesiyle, yanlışları ve doğrulayıyla her geçen günü güzel yaşamışım diyorum kendime.
İnsan bu yaşa gelince pek fazla umursamıyor hayatı, öyle acaip olur olmaz şeylere kafa takıp üzülmeye gelmiyor. Artık yaşamımda ki insanları olduğu gibi kabul ediyorum, hataları, sevapları, günahlarıyla.
Görüşmek istediklerimle görüşüyor, görüşmek istemediklerimle görüşmüyorum. Vallahi iyi ediyorm. Şu kişiyle, bu kişiyle görüşmüyorum acaba ayıp mı ediyorum düşünce  defterini kapayıp çoktan rafa kaldırdım.
Başkalarının hatalarından ve yaşadıklarımdan ders çıkartarak aynı hataları tekrarlamamaya dikkat ediyorum. Karşımdaki insana daha anlayışlı olabiliyorum. Örneğin beni eleştiren birisinin samimiyetini görebiliyorum. Bu eleştiri maksatlı ise kişiye bakıyorum, zavallı diye içimden geçiriyorum. Zaten sorunlu bir insan, kendini bu şekilde rahatlatıyor olmalı düşüncesiyle söylediklerinin fazla üzerinde durmadan konuyu kapatıyorum.
Mutluluğu yakalamışım, sağlığımda yerinde daha ne olsun, bir 65 yıl daha yaşayacak değilim ya, hayat güzel kaç yaşında olursan ol yaşamaya değer...
Sevgi ve mutluluk dolu yaşanan her gün, yaşama bir gün daha ilave ediyor..
Geçmişte yaptığım hatalardan ders çıkarttım, Hayır diyebilmeyi öğrendim.
Kafama taktığım şeylerin sayısı azaldı. Artık hiçbirşey sağlıktan kendi mutluluğumdan önemli değilmiş, anladım.
Herşeyi problem eden, dedikoducu, herkesi kötü anlatan, kısacası ruhumu daraltan insanlarla görüşmek zorunda olmadığımı fark ettim. Böyle insanları rahatlıkla hayatımdan çıkarmayı öğrendim. Zamanımı ve enerjimi çalan insanlara yer yok.
Okuyorum, yazıyorum, çiziyorum. Daha ne olsun...
Ben kendimi sevmeyi, kendim için yaşamayı öğrendim...
Geç oldu ama temiz oldu....
Bir tavsiye daha, size değer veren arkadaş ve dostlarınızla birlikte olun yeter. Gerisi hikaye...
Sonuç itibariyle bugün yaşamıma baktığımda mutlu bir adam görüyorum. Geçmişte yaşadığım kalp kırıklıklarım var. Artık onları umursamamayı geçte olsa öğrendim. Sanırım bunun için bu yaşlara gelmem gerekiyormuş...
Hayat şikayet edecek, birileri üzülecek diye o birilerine ödün vererek kendimi üzeceğim kadar uzun değil. Kalan hayatımı çok daha mutlu ve verimli geçirmek gerektiğini düşünüyorum...
Yemin ediyorum kafam rahat "amaan sende" deyip geçiyorum, yaşamıma zarar verecek insanlardan uzak duruyorum. iyi oluyor, bu yaşlara gelmeden sizlerde yapın tavsiye ediyorum..
Yaşam öyle sandığımız gibi uzun değil, yaşam bir göz açıp kapayıncaya kadar...
Kendimi anlatan bir şiirimle yazıma nokta koyayım...
Dışım başka içim başka
Bir gümüş çerçeveden
Bakıyorum yaşama
Aslında koca bir çınar
Kadar yaşlı ve yorgun
Eskidende deliydim
şimdi durgun...
İçimde yangınlar var
Aslında..
Gülerken ağlar içim...
Bakma sen güneşin parlaklığına
Gün batımları gibi
Hüzünlerdeyim...

Ah Be hayat ne çektirdin...

22 Nisan 2017 Cumartesi

ZAMAN...

Zaman sanki el freni çekilmiş
bir araba misali
bana inat ilerlemiyor sanki...
gönlümde
bir kahve fincanı dolusu hüzün,
bir bardak dolusu da umut var.
Savrulup giderken düşlerim
peşi sıra koşmaktan yorulmuş bedenim,
ne fenasın sen zaman
ince saz gibisin el aman
gurbetimde kışlar bitmiyor
gündüzler gecelerime inat
zifiri karanlık bu sıralar
içimde hüzzam kokan şarkılar
dilimde mırıldanmalar...
gülüşünü gülüşüme kat
isterse hiç geçmesin zaman...

HİÇ BİR ŞEY OLAMADIK,  ÖZENTİDEN BAŞKA...   "Ah Müjgan... Çok arada kaldık biz, Kendimiz olamadık. Tespih elimize, Malboro ağzımıza yak...