Hasretim, özlemim, bitanem, kadınım, Aşkım,
Bu gün başka bir özlem hasret oluştu yüreğimde.
Söküp atamadım bir türlü.
Her yerde, her nefesimde, düşüncelerimde sen…
Bak işte sensiz olamıyorum ben.
Ne kadar güzelsin, zarif ve hoş'sun, bir gülün dalında açışı gibi..
Bir kelebeğin, renk renk uçuşu gibi..
Bir denizin durgun maviliği gibi..
Öyle güzelsin ki, özlem duyupta yanında olamadığım sevgilim..
İnan bitanem asla yalan söylemiyorum,
Sana olan özlemimi, senin için atan kalp atışlarımda hissediyorum...
Hele senin de ben'de olan özlemini soludukça..
Sanki nefessiz kalıyorum
Hayallerimde yıkılıyorum..
Sana kavuşacağım günü beklerken yorğun düştüğüm bu gönül yollarında..
Biliyormusun Aşkım, elimde değil, özlem duyuyorum dedim ya sana bitanem,
Hislerim kalbimde ağladıkça,
Duygularım senin özleminden nefes aldıkça..
Seni özlüyorum..
Seni özledikçe..
Gözlerimde hep senin özlemini görüyorum...
Ben bende değilim artık, sende seninle yaşıyorum
Nasıl anlatılır bilmem ama, sensiz uyku tutturamıyorum gecelerime,
Duymadan o güzel sesini, uyku girmiyor işte bu yorgun gözlerime.
Sabah gözümü ilk açtığımda elim hemen telefona gidiyor, acaba aradı mı? diye.
Öyle özledim ki, sesinin sesimdeki yankısını!
Çocuksu gülümsemene neden olan mutlu bakışlarını…
Beni sevme şeklini öyle özledim ki…
Öyle özledim ki, gözlerinin içine bakarken gözlerimden buğulanmasını…
Ah bir bilsen sevgilim,
Gözlerine bakınca neler gördüğümü bir bilsen,
İçimde kopan fırtınaları, aşkı, sevdayı...
Öyle özledim ki seni, aradığımda sesindeki neşeyi…
Bitanecim dersin de, özledin mi beni demezsin.
Bende belki tam anlatamam sana olan hasretimi diye
Nasıl özlediğimi, seni nasıl sevdiğimi ispatlayayım diye hep sevdiğimi söylerim.
Güzel gözlüm, öyle özledim ki seni…
Yüreğim bir mecal kaldı şimdi.
Her gece yatağıma geçip çalmasını bekliyorum lanet telefonumun.
Her gece yalvarıyorum Tanrıma, bir an önce geçsin bu zaman bu bekleyişler diye…
Ve her gece uykuyu haram ediyorum gözlerime.
Ah kadınım, öyle özledim ki seni…
Tıraş bile olmuyorum eskisi gibi.
Sen sakın kesme dedin ya o sakalları..
Sakallarımı şimdi daha çok seviyorum sen seviyorsun diye....
Sevdiğim, öyle özledim ki seni…
Sesini, nefesini, bana doğru kurduğun cümlelerin her bir kelimesini…
Kaçamak, çekingen, ürkek ama sevgi dolu bakışlarını...
Şimdi bekliyorken senden gelecek tek bir seslenişi, nasıl zor bir bilsen,
Nefes alıp verdiğimde hasret ciğerlerimi yakıyor, özlem saçlarımdan tutup çekiştiriyor.
Sensin onun dermanı diyor içimdeki ses her gece.
Canımın taaaa içi, öyle özledim ki seni…
Her derdini alırım üstüme, sen üzülme sen yorulma sen düşünme isterim, ben bakarım çaresine…
Yeter ki gülsün yüzün derim, ben meydan okurum senin için bu alemin cümlesine…
Kurban olduğum, aşkların en güzeli, bir tanem, gül bakışlım, kalbimin birincisi…
Öyle özledim ki seni, sesini, nefesini…
Geçsin zaman kavuşayım sana artık, mutluluktan kes şu nefesimi…
Seni öyle seviyorum ki, ne anlatabilirim ne de tarif edebilirim....
Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Aralık 2018 Perşembe
23 Temmuz 2018 Pazartesi
28 Haziran 2018 Perşembe
AH İSTANBUL İÇİMDE SEVDA TÜNELLERİN
Sana geldim İstanbul suskunluğumu bozup
Sense küskün gibi bakar durursun bana
ne güzel dinliyorum seni
konuşuyorsun susmadan
martılar
vapur sesleri
insan yüzleri
korna sesleri
kalabalıklık sokakları, caddeleri.....
ah İstanbul içimde tüm sevda tünellerin...
Boğazın bir başka
İnsanların bir başka
Seninle birlikte aşk başka....
Sevdalı gönlümle geldim kapına
içinde;
iki kişilik yalnızlığımla
yaşarken ben,
bak kalakaldım yine tek başıma.....
Bir çok şair yazmışta gönülden
Hiç biri anlatamamış
seni layıkıyla; neden?
Belki de, özlemle
yazılamamış tek şiirsin sen: İstanbul..
Ne kadar anlatsam seni bitmezsin,
Ne şiirlerde ne şarkılarda İstanbul.....
Sevda dediğin istanbul gibi olmalı,
İstanbul gibi kokmalı....
Sense küskün gibi bakar durursun bana
ne güzel dinliyorum seni
konuşuyorsun susmadan
martılar
vapur sesleri
insan yüzleri
korna sesleri
kalabalıklık sokakları, caddeleri.....
ah İstanbul içimde tüm sevda tünellerin...
Boğazın bir başka
İnsanların bir başka
Seninle birlikte aşk başka....
Sevdalı gönlümle geldim kapına
içinde;
iki kişilik yalnızlığımla
yaşarken ben,
bak kalakaldım yine tek başıma.....
Bir çok şair yazmışta gönülden
Hiç biri anlatamamış
seni layıkıyla; neden?
Belki de, özlemle
yazılamamış tek şiirsin sen: İstanbul..
Ne kadar anlatsam seni bitmezsin,
Ne şiirlerde ne şarkılarda İstanbul.....
Sevda dediğin istanbul gibi olmalı,
İstanbul gibi kokmalı....
25 Temmuz 2017 Salı
HEPSİ İÇ İÇE
KARŞIMDA DENİZ
DENİZ ÜSTÜNDE ADA
ADA ÜSTÜNDE EVLER
EVLER İÇİNDE İNSANLAR
HEPSİ ÜST ÜSTE
HEPSİ İÇ İÇE...
KARŞIMDA DENİZ
SAKİN VE SESSİZ
DENİZ ÜSTÜNDE ADA...
_____________ADA ÜSTÜNDE SEN....
-Bekir Birincioğlu-
3 Temmuz 2017 Pazartesi
AYLARDAN KAÇ...
düşüncelerimde bile
kalkıp sana kaçsam diyorum...
bir bakıyorum ki;
kapılarımı tutmuş zebaniler
bir bakıyorum ki;
pencerelerime tel örgüler çekiliyor...
düşlerimde saklamaya çalışsamda seni
gözlerime bakan
gözlerimde seni görüyor!
karmakarışık düşlerim,
arı kovanına dönmüş beynim
mayınlar patlıyor yüreğimde...
her tarafım çevrilmiş surlarla
ne kaçabiliyor içimdeki ben benden
ne içerime girebiliyor dışarımdaki ben...
yağmur mu yağıyor?
yoksa kar mı?
farkında değilim
ne sıcağın, ne de soğuğun...
resmini çiziyor her gece
çarşaflara sarınmış terden
sırılsıklam olmuş bedenim...
gecelerim uykusuz...
aylardan kaç?
günlerden neresidir?
bir anlatabilseydim sana,
bir anlatabilseydim
sensizlik nasıl bir şeydir?.........
07.07.2006
-Bekir Birincioğlu-
kalkıp sana kaçsam diyorum...
bir bakıyorum ki;
kapılarımı tutmuş zebaniler
bir bakıyorum ki;
pencerelerime tel örgüler çekiliyor...
düşlerimde saklamaya çalışsamda seni
gözlerime bakan
gözlerimde seni görüyor!
karmakarışık düşlerim,
arı kovanına dönmüş beynim
mayınlar patlıyor yüreğimde...
her tarafım çevrilmiş surlarla
ne kaçabiliyor içimdeki ben benden
ne içerime girebiliyor dışarımdaki ben...
yağmur mu yağıyor?
yoksa kar mı?
farkında değilim
ne sıcağın, ne de soğuğun...
resmini çiziyor her gece
çarşaflara sarınmış terden
sırılsıklam olmuş bedenim...
gecelerim uykusuz...
aylardan kaç?
günlerden neresidir?
bir anlatabilseydim sana,
bir anlatabilseydim
sensizlik nasıl bir şeydir?.........
07.07.2006
-Bekir Birincioğlu-
23 Haziran 2017 Cuma
BİLİRMİSİN...
Seninle birlikete olmanın en güzeli, en kötüsü, en heyecanlısı, en acıtanı, en mutlusu, en romantiği, en zor yanı nedir bilirmisin?...
Bilemezsin ki çünkü ben seni sadece düşlerimde sevdim;
Ellerini avuçlarıma alıp, avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek, en güzeliydi...
”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken hiç konuşmadan boş yere saatlerce havaya suya bakmak, en kötüsüydü,
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve uzaklardayken bile seni çılgınca özlemek, en heyecanlısıydı...
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak, en acısıydı...
Tanıdık birileriyle karşılaşma ürkekliği ile yollarda yürümek yan yana, farkında olmadan… Elimdeki şemsiyeye inat birlikte yağmurda ıslanmak. Elimde kırlardan topladığım taze bahar çiçekleriyle seni beklemek hayali bile mutluluğun en güzeliydi...
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara, aya, suya vuran yakamozlara anlatmak… Okuduğum her kitabın bir satırında, dinlediğim şarkıların, türkülerin, şiirlerin her mısrasında seni bulmak, romantik yaşamın ta kendisiydi...
Seni hayalimde bile kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime, en zoruydu...
Seninle düşlerimde birlikte olmanın tek yan etkisi nedir bilemezsin....
Nereden bileceksin, asla da bilemeyeceksin, çünkü bunları sana hiç söylemedim sende duymadın zaten....
Aslında vardın ama hayallerimde yaşadın...
Olsaydın avuçlarım terlemez, ısırmazdım dilimin ucunu, özlemez, kıskanmazdım seni...
Korkmazdım yollarında yürümekten. Islansamda yağmurlardan…
Yıldızlara, aya dert yanmaz, yakamozları seyrederken böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.
Seni kaybetmektense yüreğim kan revan atlardım iskeleden denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki, ben seninleyken…
Öylesine bir sevdaydı benimkisi, belki hayal, belki rüya...
BEN HEP SENİ SENSİZ YAŞARKEN, SENİN AKLIN VE YÜREĞİN BAŞKA YERLERDEYDİ...
ÜMİT VERSEYDİM, UMUT ETSEYDİN, EVET DESEYDİN BELKİ DE SANA SÖYLERDİM....
OLSUN BEN BÖYLE DE MUTLUYUM, SEN DE ÖYLE MUTLUYSAN...
Bilemezsin ki çünkü ben seni sadece düşlerimde sevdim;
Ellerini avuçlarıma alıp, avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek, en güzeliydi...
”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken hiç konuşmadan boş yere saatlerce havaya suya bakmak, en kötüsüydü,
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve uzaklardayken bile seni çılgınca özlemek, en heyecanlısıydı...
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak, en acısıydı...
Tanıdık birileriyle karşılaşma ürkekliği ile yollarda yürümek yan yana, farkında olmadan… Elimdeki şemsiyeye inat birlikte yağmurda ıslanmak. Elimde kırlardan topladığım taze bahar çiçekleriyle seni beklemek hayali bile mutluluğun en güzeliydi...
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara, aya, suya vuran yakamozlara anlatmak… Okuduğum her kitabın bir satırında, dinlediğim şarkıların, türkülerin, şiirlerin her mısrasında seni bulmak, romantik yaşamın ta kendisiydi...
Seni hayalimde bile kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime, en zoruydu...
Seninle düşlerimde birlikte olmanın tek yan etkisi nedir bilemezsin....
Nereden bileceksin, asla da bilemeyeceksin, çünkü bunları sana hiç söylemedim sende duymadın zaten....
Aslında vardın ama hayallerimde yaşadın...
Olsaydın avuçlarım terlemez, ısırmazdım dilimin ucunu, özlemez, kıskanmazdım seni...
Korkmazdım yollarında yürümekten. Islansamda yağmurlardan…
Yıldızlara, aya dert yanmaz, yakamozları seyrederken böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.
Seni kaybetmektense yüreğim kan revan atlardım iskeleden denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki, ben seninleyken…
Öylesine bir sevdaydı benimkisi, belki hayal, belki rüya...
BEN HEP SENİ SENSİZ YAŞARKEN, SENİN AKLIN VE YÜREĞİN BAŞKA YERLERDEYDİ...
ÜMİT VERSEYDİM, UMUT ETSEYDİN, EVET DESEYDİN BELKİ DE SANA SÖYLERDİM....
OLSUN BEN BÖYLE DE MUTLUYUM, SEN DE ÖYLE MUTLUYSAN...
17 Haziran 2017 Cumartesi
KISA YOL
İki kalp arasında
en kısa yol:
Birbirine uzanmış
ve
zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla
değebilen
İki kol.
KAHVE
Hani türküsü de vardır "kahve yemenden gelir gülü çemenden gelir"...
Size bir fincan kahve ikram edeyim. Türk işi seviyorsan, şöyle bol köpüklü. Sert ve uzun içicilere americano, ama ben daha sertim diyenlere espresso veriyoruz. Herkese göre bir kahvemiz var. Sütlü sevenlere, cappucino ya da lattemiz de var?...
Yani kahve tüm dünyada sevilen ve zekle içilen bir içecektir, ama;
Her kahve aynı tadı taşımaz… Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir o kahvenin tadı…
Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtigin kahvenin tadı kederlidir… Kahve telvesine yüreginin acısı karışır, buruktur kahvenin tadı...
Bir pazar öğle sonrası annenin “hadi bir kahve yap da içelim” dediği kahve huzurludur… Köpükler annenin göz bebeklerine yansır… Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir, karşılıksız bir sevginin tadıdır…
Bir gece vakti zil zurna sarhoşken içtiğin kahve düştüğün kuyudan çıkma cabasıdır… Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın, çıktığın an uyuyakalırsın, unutulmuş buruk bir tatdır....
Dostlarla içilen kahve neşedir… Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer, neşe doludur kahvenin tadı…
Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır… Acıdır tadı… Ama garip de bir keyfi, şekersiz yavan bir lezzeti vardır, …
Baban için yaptığın kahve sevgi doludur… Çay bardağında, az şekerli… Kahve gibi görünmez sana… Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür…
Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve başkadır… Isıtır insanın içini, unutulmaz bir tat alırsın…
Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni… Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını…
Kahve aynı kahvedir belki…
Köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama içilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadları degişir…
Her kahve aynı değildir bu yüzden…
Kiminle, nerede ve nasıl içtiğine göre değişir kahvenin tadı da, telvesi de...
Damağımızda kalan 40 yıllık tat adına, kahve tadında kalın...
Size bir fincan kahve ikram edeyim. Türk işi seviyorsan, şöyle bol köpüklü. Sert ve uzun içicilere americano, ama ben daha sertim diyenlere espresso veriyoruz. Herkese göre bir kahvemiz var. Sütlü sevenlere, cappucino ya da lattemiz de var?...
Yani kahve tüm dünyada sevilen ve zekle içilen bir içecektir, ama;
Her kahve aynı tadı taşımaz… Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir o kahvenin tadı…
Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtigin kahvenin tadı kederlidir… Kahve telvesine yüreginin acısı karışır, buruktur kahvenin tadı...
Bir pazar öğle sonrası annenin “hadi bir kahve yap da içelim” dediği kahve huzurludur… Köpükler annenin göz bebeklerine yansır… Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir, karşılıksız bir sevginin tadıdır…
Bir gece vakti zil zurna sarhoşken içtiğin kahve düştüğün kuyudan çıkma cabasıdır… Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın, çıktığın an uyuyakalırsın, unutulmuş buruk bir tatdır....
Dostlarla içilen kahve neşedir… Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer, neşe doludur kahvenin tadı…
Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır… Acıdır tadı… Ama garip de bir keyfi, şekersiz yavan bir lezzeti vardır, …
Baban için yaptığın kahve sevgi doludur… Çay bardağında, az şekerli… Kahve gibi görünmez sana… Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür…
Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve başkadır… Isıtır insanın içini, unutulmaz bir tat alırsın…
Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni… Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını…
Kahve aynı kahvedir belki…
Köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama içilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadları degişir…
Her kahve aynı değildir bu yüzden…
Kiminle, nerede ve nasıl içtiğine göre değişir kahvenin tadı da, telvesi de...
Damağımızda kalan 40 yıllık tat adına, kahve tadında kalın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
HİÇ BİR ŞEY OLAMADIK, ÖZENTİDEN BAŞKA... "Ah Müjgan... Çok arada kaldık biz, Kendimiz olamadık. Tespih elimize, Malboro ağzımıza yak...
-
HİÇ BİR ŞEY OLAMADIK, ÖZENTİDEN BAŞKA... "Ah Müjgan... Çok arada kaldık biz, Kendimiz olamadık. Tespih elimize, Malboro ağzımıza yak...
-
Argo sözleri ağızların da sakız eden, söylerken bile karşısındakini serseme çeviren ama göze hoş görünüp dinlerken bile keyif verip güld...
-
Kendi kendimize gülüyoruz biliyormusunuz neden..? Deliren bir toplum oluyoruz ufukta görünen... "Sol"umuza güvenemez olduk, ...





