Teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2021 Pazar

HİÇ BİR ŞEY OLAMADIK, 

ÖZENTİDEN BAŞKA...

 "Ah Müjgan...

Çok arada kaldık biz,
Kendimiz olamadık.
Tespih elimize,
Malboro ağzımıza yakışmadı.
Fes kafamızda,











501 kot pantolon kıçımızda
O Amerikalı kızdaki gibi durmadı.
Western filmlerinde
Ezilen kızılderililere ağlayıp,
Mavi ceketlileri tuttuk.
Ne solcu olabildik,
Ne sağcı,
Das kapital, okumak için çok uzundu,
Zaten okumayı hiç sevmedik.
Devrim türkülerinin ezgisini tutturamadık,
Bıyığı aşağı bırakmakla olmadı,
Mafyalaştık,
Milliyetimizi araplaştırdık...
Dinimizi Arapça okuduk
Ayetleri anlamadık.
Dünyada anlamadığı bir dilde dua eden başka bir millet var mı bilmiyorum.
Hoş millet miyiz?
Onu da bilmiyorum.








Teknoloji çağına yetişemedik,
Bırak matbaayı,
Bilgisayarın tuşuna da,
Yirmi yaşımıza da
Aynı gün bastık.
Cep telefonunu kemerlerimize astık,
Kazağı pantolonun içine.
Çok aralarda kaldık biz.
Toprak ağalarını demokrat,
Kapitalistleri yatırımcı sandık.
En büyük yalanı söyleyene daha çok inandık,
Camide iken ‘’Uydum hafız olan imama’’ derken, Her yerde imama uyduk.
Laikliğin ne demek olduğunu
Bizi okumanın, eğitimin kurtaracağını anlamadık.
Parayı kazanmak kolay sandık
Bankerlere, Jet Fadıla,
Çiftlik banklara,
En son kriptocuya kaptırdık.
Çok arada kaldık biz.
Kural koyduk, bozduk,
Anayasa yaptık, uymadık
Üniversiteleri haşat, Liyakatı madara,
Bakara’yı makara ettik.
Nihat Hatipoğlu’nu YÖK’e
Milli güreşçiyi bankaya atadık,
Okul yaptık, eğitim yapmadık,
Yol yaptık çöktü
Köprü yaptık geçmedik
Yine de parasını ödedik.
Devletin elektriğini,
Tekelini,
Limanlarını,
Barajlarını,
Fabrikalarını,
Kaz dağlarını bir güzel sattık.
Devletin malı denizdi,
Dezenfektan satmayan kerizdi.
Zaten ortada kaldıydık,















Bir kanal eksikti arada,
Onun da Projesini hazırladık
Yakında yüzeriz kanalda.
Leblebi tozu vardı bir zamanlar,
pudra şekerine nasıl geçtik?
Hiç anlamadık,
Ve Hiç sormadık,
Acaba bu hayatı,
Kendimiz mi seçtik?
Ümit etmek güzel,
Beklentisi var herkesin...de
Biz küçükken,
Sapanla kuş avlayan arkadaşımıza,
‘dur’ diyemediysek eğer,
Şimdi o arkadaş
Devletin gücünü,
Medyanın sözünü,
Paranın tadını,
Yandaşın hırsını,
Cahilin gönlünü,
Eline avucuna almışken ‘dur’ dememizi
Kimse beklemesin.
... ...
Diyeceğim ama diyemiyorum.
Biri söylemiş işte;
“Muhtaç olduğun kudret
Damarlarındaki, asil kanda mevcuttur “ diye..
Bence uyan artık,
Yoksa geç kalacaksın
Kendini kurtaracak kimse arama,
Seni yine,
Sen kurtaracaksın..

1 Mart 2018 Perşembe

ESKİDEN NE GÜZELDİ HERŞEY....

Vallahi biz eskiden çok güzel cahildik;
Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!
Dışarıda kar…
Hava soğuk mu soğuk olurdu....
Akıllı telefonlar, iPad'lar, oyun konsolları, bilgisayar falan daha icat edilmemişti...
Sokağa çıkar, kartopu oynar, kardan adam yapar, kaydıraklarla kayardık...
Soğuktan titreyerek eve gelir odanın bir kenarına kurulmuş kuzine'nin yanıbaşına otururduk ve o kuzine içten içe öyle yanardı ki. Keyfine doyum olmazdı...
Kuzinenin üzerinde demir maşa…
Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri olurdu.
Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu…
Sucuk, pastırma lükstü.
Yumurta lezzetli.
Zeytin ve peynirin tadı bir başkaydı, bir de annelerimizin yaptığı çilek, portakal, ahududu reçelleri yokmuydu. Hele hele o evde yayıklarda yapılan tereyağı ve tereyağı ile yapılmış sahanda yumurtanın kokusu....
Kahvaltının tadına doyum olmazdı...
Ekmek her zaman ekmek gibi, kokusu hala burnumda tüter o kızarmış francala dilimlerinin…
Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım…
Dışarıda kar…
İçeride kanaat…

İçeride huzur vardı...
Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!
Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, mis gibi kokusuna râm olurduk.
Kestane közlemek bütün bir gecenin akıllara seza mutluluğuydu.
Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, masallar, fıkralar, hatıralar…
Radyo da dinlenen şarkılar, türküler, skeçler, arap bacı, Orhan Boran ve Yuki...
Bir çoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası…
Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı.
Çay da kokardı… Domates de…
Öyle büyük marketler, AVM'ler neredeeee...
Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.
Dışarıda kar…
İçeride huzur…
Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi falan filan da yoktu...
Bir elimizde ayna, bir elimizde cımbız, kimin umurunda dünya der gibiydi hayatımız…
Biz çok güzel cahildik.
Mutluluğun tablosunu yapıyorduk adeta…
Mutluluğu aramaktan çok, onu elde etmeni engelleyen, seni mutsuz kılan şeyin ne olduğunu bul.
Mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip olanlar değil, sahip olduklarını kaybetmeyecek kadar çok kanaatkar olanlardır.


24 Şubat 2018 Cumartesi

ROBOT FAHİŞELER GELİYORMUŞ...

Ian Yeoman ve Michelle Mars'ın araştırmasına göre 2050 yılında genelevlerde insan yerine robot fahişeler çalışacakmış. Böylece erkekler hem hastalık kapma korkusu olmadan hem de eşlerini aldattıkları için suçluluk duymadan ve çok daha ucuza çapkınlık yapabileceklermiş.
BU ROBOT FAHİŞELER SADECE DİŞİ Mİ OLACAK?...
Ne farkedecek ki, öyle veya böyle Robotta olsa erkekler yine kaçamak fuhuş yapmış eşlerini aldatmış olmayacaklar mı?
Bu Robot fahişeler sadece dişi olacaksa kadınlara haksızlık edilmiş olmayacak mı?
Biz de erkek Robot isteriz diye ellerinde pankartlarla sokaklara dökülüp isyan ederlerse polisle çatışmalara girecekler mi, cop darbelerine ve Tomalar karşısında durabilecekler mi?..
YANİ 2050 ZOR BİR YIL OLACAK....
Bu işin rizikosuda var tabi,
Mesela; Cinsel birleşme sırasında Robot fahişe bozulursa ne, nasıl olacak?
Tamirci gelip anında onaracak mı?...
Ya da birleşme esnasında şarjı biterse ne olacak?....
Birleşmek isteyen erkek heyecanlanıp tutukluk yapınca Robot fahişe erkeğe "hastir lan sen de erkekmisin" diyecek mi?...
Hadi dedi diyelim, bu laf erkeğin ağrına gitmeyek mi?...
Tabi ki gidecek ve Robot fahişeyi bıçaklayacak, ya da silahını çekip alnının kabağından vuracak, Robot fahişe ölecek mi?.... Adam tutuklanacak mı?..
Bunu duyan adamın karısı "tüh sana adaaamm boyun posun devrilsin, bana bunu da mı yapacaktın" diyerek. çocuklarını alıp anasının evine gidecek, kocasına boşanma davası açacak mı?...
Mahkemeler böyle durumlarda ne yapacak?...
Adam tutuklanacak mı?... Yoksa 8 de 4 robot fahişe suçlu bulunacak, adam kravatlı ve takım elbiseli olduğu için iyi halden serbest mi bırakılacak?...
Diyanet işleri bu konuya nasıl bakacak, Robot fahişelerin en az 9 yaşın da olamasını, veya muta nikahı isteyecek mi?...
Badem bıyıklılar bu duruma sevinecek mi?...
Bu iş çok sorulara gebe... Haa!.. Gebe deyince aklıma geldi, Robot fahişe normal fahişeler gibi olacaksa korunma yöntemi uygulanacak mı?.... Uygulanmazsa hamile kalacak mı, kalırsa kürtaj olacak mı?, kürtaj yapmasına izin verilecek mi?... (biraz fazla mı abarttım yahu)
Yani bu işin sonu yok arkadaş, çok tehlikeli çoook... Ha Robotla yatmışsın ha gerçeğiyle... Fuhuş fuhuştur, yanlış buluştur... En iyisi her ikisini de ortadan kaldıracak bir şey bulun... Yoksa 2050 yılı günümüzünde yaşananların Robotsal bir kopyası olacak....
Doğruluk, dürüstlük, hoş görü ilkesi içinde güzel bir hafta geçirmeniz dileği ile....

HİÇ BİR ŞEY OLAMADIK,  ÖZENTİDEN BAŞKA...   "Ah Müjgan... Çok arada kaldık biz, Kendimiz olamadık. Tespih elimize, Malboro ağzımıza yak...